Ölen biziz, rantını yiyen onlar: Güvenmeyin böyle bir devlete


Başımıza gelebilecek en büyük felaket ölümün sıradanlaşması olsa gerek. Bir trafik kazasında 10 kişi kaybetsek ‘Katliam gibi kaza’ diye manşetler attığımız günlerden, günde 10 kişi ölse şükredeceğimiz hallere getirdiler bizi.

Peki ne yapabiliriz?

Sokakta top oynayan çocuğumuzu, kalabalık bir caddede gezmeye giden gencimizi, 20 yaşında askere giden evladımızı, kahvede arkadaşlarıyla muhabbet eden dedemizi, okuldan kaçıp hendeğin arkasına geçen ilkokul öğrencimizi koruyabilmek için ne yapabiliriz?

Paniğe kapılmadan, teröre teslim olmadan, bizleri korumakla mükellef olanlara teslim olarak normal hayatımıza devam edebilir miyiz?

Bütün bu saldırılar karşısında toplum olarak aynı tarafa mıyız?

Tepemizdeki devlet her birimizin canını, malını, özgürlüğünü garanti altına alan, tüm kimliklerimizle bizlere sahip çıkan insanlardan mı oluşuyor?

İçimiz rahat etsin mi yani?

Hayır etmesin…

Sen bizim hacı dedemiz misin be ey vali?

Kilis’e roket yağarken buna isyan eden insanlara gaz sıkan polisler olduğu sürece kimse kendini güvende hissetmesin.

“Abdestsiz sokağa çıkmayın” diye tedbir almamızı salık veren Kilis valisi görevinin başında olduğu sürece bu adamlara güvenmeyin.

Sen bizim hacı dedemiz misin be ey vali?

Yönettiğin kentte bir günde 20 kişi, roketlerle paramparça oluyorsa sen ne işe yararsın o koltukta?

Korkmaya devam edin, hep uyanık olun

O roketlerden bazılarını TIR’larla bizim devletimizin gönderdiğine dair şüpheleri olanları hain diye içeri tıkmaya çalışan cumhurbaşkanı görevde olduğu sürece korkmaya devam edin.

Günde beş 10 roket tepemizde patlarken “Belki yanlışlıkla atılmıştır” diyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’a “Dilin kopsun e mi!” diyen hiçbir hükümet temsilcisi çıkmadığı sürece kendi tedbirinizi elden bırakmayın.

“Diyarbakır HDP mitingindeki bombalamayı DHKP-C yapmıştır”, “Ankara patlamasını Esad, IŞİD, PKK, DHKP-C beraber düzenlemiştir”, “Canlı bombayı kendini patlatmadan yakalayamıyoruz, ülkede demokrasi var neticede” diyen, insanların cansız bedenlerini kendi siyasi çıkarlarına meze eden zihniyet zırvalamayı sürdürdükçe korkmaya devam edin.

Sokaklara çıkıp “Yeter artık” diyen insanlara “Atatürk’ün piçleri”, “Ermeni dölleri”, “Siktir git evinde otur ey kadın” diyerek öldüresiye saldıran kolluk kuvvetleri oldukça, JÖH’lerin, PÖH’lerin mermi manyağı yaptıkları evlere yazdıkları ırkçı cümleleri cumhurbaşkanı duygulanarak sahiplendiyse, bombalanan meydanda can çekişen yaralılara tazyikli su sıkıldıysa, gaza boğuldularsa bu heriflere karşı hep uyanık olun.

Güvenmeyin böyle bir devlete

Barış diyen insanlar devlet destekli mafya çetelerinin hedefi haline geldiyse, yargı mensupları her birimize düşman hukuku uygulayan emir erleri olduysa, ölen her bir insanımızın acısı AKP’nin oy artırmasına vesile oluyorsa güvenmeyin arkadaş böylesi bir devlete.

Sadece Dink cinayetinde bile görebileceğiniz en büyük suç örgütü haline gelmiş AKP bürokrasisinin ailenizi, evinizi koruyacak bir yapı kurduğuna inanmayın.

Hırsızlıktan aklanmamış, cinayetten aklanmamış, gasptan aklanmamış, silah kaçakçılığından aklanmamış AKP’ye geleceğinizi teslim etmeyin.

Korkun, panik yapın, tedbir alın, dua edin, gerekirse abdest alın, fakat sizlere “Abdest alın” diye goygoy yapan yetkililere ikna olmayın.

O yetkilerle sadece kendi çocuklarını adaletten kaçıran, askere gitmesinler diye çürük raporları aldırtan, milletin evlatlarının kanıyla tarladan vatan devşirmeye çalışırken koruma orduları arkasına gizlenen yüzsüzlere prim vermeyin.

Ölen biz, rantını yiyen onlar

Ölen bizleriz, akan bizim kanımız, kararan bizlerin geleceği…

Rantını, kaymağını yiyen, yandaşlarını ihya eden, meydanlarda kutsal kitap sallayıp Allahın günü kul hakkına giren onlar…

Allahından bulsunlar…